DOKTORUNUZA SORU YOLLAYIN ARA
 

Adınız Soyadınız :
Telefon Numaranız :
E-Mail :
Sorunuz :
   
SIK SORULAN SORULAR :

Sertleşme sorunu nedir?

Erektil Disfonksiyon olarak da bilinen sertleşme sorunu, penisin cinsel performans için gerekli sertleşmeyi yeterli düzeyde sağlayamama ve/veya sürdürememesi durumudur.

Sertleşme Problemi (Erektil Disfonksiyon) erkeklerde kaç yaşından sonra görülmeye başlar?

Erektil Disfonksiyon erkeklerde her yaşta görülebilir. Genç yaş grubunda daha sıklıkla psikolojik nedenlerle oluşabilir. İleri yaş grubunda ise daha çok organik veya fiziksel nedenlere bağlı olabilir.

Sertleşme problemine neden olabilecek faktörler nelerdir?

Sıklıkla neden olabilen hastalıklar Diabetes Mellitus, Ateroskleroz (damar sertliği), bazı ilaçlar, Hipertansiyon, Nörolojik hastalıklar ve bazı ameliyatlardır. Sertleşme sorununa yol açabilecek ameliyatlar prostat kanseri nedeniyle yapılan operasyonlar, bazı rektal cerrahi ve medulla spinalis operasyonlarıdır.

Sertleşme Probleminin tanısı nasıl konmaktadır?

Problemin hafif veya ileri düzeyde olduğuna karar verebilmek için detaylı bir muayene, bazı basit kan testleri ve gerekirse penis damarlarına yönelik özel bir ultrason yapmak gerekmektedir.

Tedavi Alternatifleri nelerdir?

Ciddi düzeyde problemi olan kişiler için birkaç tedavi alternatifi mevcuttur. Günümüzde en çok kullanılan yöntem ilaç tedavisidir. Bu tedavinin alternatifleri penise yapılan enjeksiyon tedavileri ve vakum cihazlarıdır. Bu yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedavi (Penil Protez yerleştirilmesi) yapılabilmektedir.

Erkek kısırlığının nedenleri nelerdir?

Erkekleri etkileyen fertilite problemleri çok çeşitli olup, varikosel, geçirilmiş enfeksiyonlar, hormonal problemler ve genetik nedenler en sık görülen bozukluklardır.

Varikosel Nedir?

Varikosel testis toplardamarlarının genişlemesi durumudur. Varikoseli olan her erkekte kısırlık problemi olmamakla beraber erkek kısırlığına en fazla neden olan hastalık varikoseldir. Genişlemiş damarların testiste ısı artışına neden olarak sperm sayısı ve hareketliliğini azaltarak spermin fonksiyonunu bozduğu düşünülmektedir.

Varikoselin Tedavisi Var mıdır?  Tedavi sonrası sperm bozuklukları düzelir mi?

Varikoselin tedavisi cerrahidir. Tedavi sonrası %70’e ulaşan oranlarda  sperm değerleri normale dönmekte ve yaklaşık %40 oranında doğal yolla gebelik oluşmaktadır.

Prostat nasıl bir organdır ve vücutta nerede bulunmaktadır?

Sadece erkeklerde bulunan prostat bezi, mesanenin (idrar kesesi) tabanında yer alan bölümünü (boynunu) çevreler. Pubis kemiğinin arkasında ve rektumun önünde yer alır. Şekil ve boyut olarak cevizi andıran prostat, düz kas, süngersi doku ve küçük kanallarla  bezlerden oluşmuş olup kapsül adı verilen ince bir zar tarafından çevrelenmiştir.

Doğumda yaklaşık olarak bezelye boyutunda olup 20 yaşına kadar büyümeye devam ederek erişkin boyutuna ulaşır. 45 yaşına kadar bu boyutlarda kalarak, bu yaştan sonra tekrar büyümeye başlar.

Prostatın işlevi nedir?

Prostatın temel görevi spermlerin taşınmasından sorumlu olan semenin içerisindeki sıvının üretimidir. Boşaltım sisteminin bir parçası olmamakla beraber, konumundan dolayı bu sistemin sağlıklı işlev görmesi açısından da önem taşır.

Prostat bezi üretranın (idrar yolu) en üst kısmını çevreler. Prostat sağlıklı iken herhangi bir soruna yol açmaz fakat hastalandığı zaman içerisindeki dokuların büyümesi ve şişmesi sonucunda üretrayı daraltarak idrar yapmayı zorlaştırır.

Prostatın Hastalıkları nelerdir? Mutlaka her erkekte prostat şikayetleri olur mu?

Prostat hastalığına yakalanmak erkeklerin kaderi değildir. Bazı erkekler hayatları boyunca herhangi bir prostat sorunuyla karşılaşmazlar. Bununla birlikte bir çok kişi bu kadar şanslı değildir. İleri yaşlara gelindiğinde, erkeklerin birçoğu bir tür prostat sorunuyla karşı karşıyadır. Hastalık küçük ve rahatsızlık verici belirtiler ile daha ağır bir tablo arasında kendini gösterebilir.

Prostat bezinde 3 tip hastalık görülebilir. Her zaman olmamakla birlikte sıklıkla, insan hayatının farklı dönemlerinde ortaya çıkabilir.

İnflamasyon:    Prostat şişer ve hassaslaşır. Çoğu zaman kaynak bakteryel enfeksiyondur. Prostatit adı verilen prostat inflamasyonu en sık 25-45 yaşlar arasında görülür.

Kanserleşme olmadan büyüme:            45 yaş civarında prostat bezi içerisindeki doku tekrar büyümeye başlar. Bu büyümeye Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) denilmektedir. Prostatın orta kısmında oluşarak üretrayı daraltmakta ve idrar yapmada sorunlara neden olmaktadır. Çoğu erkek 55 ve 60 yaşları arasında belirtileri hissetmeye başlar. Diğerleri 70 ya da 80 yaşına kadar herhangi bir sorunla karşılaşmaz.

Kanser:            Sıklıkla 50 yaşından sonra görülür. Erkeğin yaşı arttıkça, kanserin görülme sıklığı  da artar. Prostat kanseri dokuların anormal ve kontrolsüz büyümesi sonucu gelişir. Büyümenin bezin iç kısmında olduğu BPH’dan farklı olarak tümörler genellikle bezin dış kısmında gelişir. Kanserin tipine bağlı olarak bu tümörler yavaş ya da hızlı bir şekilde büyüyebilir.

Prostat kontroluna ne zaman başlanmalı ve ne sıklıkla olmalıdır?

Prostat kontrolünün ne zaman başlanması gerektiğini gösteren belirli bir program yoktur. Eğer kişi 20-30 yaşlarında ve prostat hastalığı için kuvvetli aile öyküsü veya prostat ile ilişkili yakınmaları yoksa genellikle yıllık muayeneye gerek yoktur. Bununla birlikte 40’lı yaşlara ulaşıldığında yıllık düzenli prostat muayenesi yaptırılmalı ve hayat boyunca devam edilmelidir. Kişinin yaşı, aile hikayesi ve test sonuçlarına göre kontrollerde yapılacaklar değişmektedir.

BPH nedeniyle ameliyat olan hastaların da kanser yönünden prostat kontrolleri yaptırmaları gerekmektedir.

Prostat Kontrolünde yapılan testler nelerdir?

Parmakla Rektal Muayene:      Prostat hastalığı için yapılan temel ve kolay bir muayene şeklidir. Muayene ile prostat bezinde şişlik, genişleme, hassasiyet veya sert nodül olup olmadığı tespit edilebilir.

İdrar Testi:       İdrardaki kırmızı kan hücreleri prostat iltihabına veya belki de bir tümöre işaret edebilir.

Kan Testi:        Kanda Prostat Spesifik Antijen (PSA) denilen madde araştırılır. Semeni sıvılaştırmaya yardımcı bu antijen prostat bezinde doğal olarak üretilmektedir. Bununla birlikte küçük bir miktarı kan dolaşımına girer. Kanda normalden fazla tespit edilirse bu , prostat inflamasyonu, büyümesini veya kanseri gösterebilir.

Ultrason:          Parmakla Rektal Muayene, kan veya idrar testlerinin sonucu ultrason incelemesine gerek duyulabilir.

Doktorum böbreğimde taş olduğunu söyledi; böbrek taşı nedir?

Böbrek taşı en basit anlatımla böbrek içerisinde katılaşmış kalmış mineral tuzlarıdır(bileşimleridir). Başlangıçta mikroskopik düzeydeki küçük tuzların birbirine yapışması, çökmesi ve büyümesi ile taş boyutuna ulaşmaktadır.

Tüm böbrek taşları aynı mıdır?

Hayır. Taşların belirtileri aynı olmasına rağmen tüm taşların yapısı farklıdır. Ancak taşların yaklaşık %75’inin yapısı  kalsiyum oksalat’tır. Bunu yaklaşık %15 ile kalsiyum fosfat taşları takip etmektedir. Üçüncü en sık görülen cins ürik asit taşlarıdır. Çok daha az sıklıkla da görülen farklı yapıda böbrek taşları bulunmaktadır.

Taş cinsinin benim tedavim açısından önemi var mıdır?

Evet. Taş cinsinin saptanması kişiye özgü tedavinin düzenlenmesi için şart olan bir durumdur. Taşların tekrar etmemesi için diyet önerileri ve gerekirse ilaç tedavisi için öncelikle taş cinsinin saptanması gerekmektedir.

Böbrek Taşlarının Belirtileri Nelerdir?

Taş böbreğin içerisindeyse hiçbir belirti vermeyebilir; ancak böbrekten çıkıp üretere ilerlediğinde şiddetli ağrı, bulantı ve kusma görülebilmektedir. Ağrı sıklıkla bel bölgesinde taşın bulunduğu tarafta veya kasık bölgesinde hissedilmektedir (taşın yerine bağlı olarak).

Ağrı ile beraber veya bazen ağrısız idrarda koyulaşma ve kan görülebilir.

Böbreğimde taş olduğu söylendi ancak hiçbir şikayetim yok yine de tedavi olmalı mıyım?

Çoğunlukla Evet. Özellikle yaşınız genç, kadın ve herhangi ciddi bir hastalığınız yoksa tedavi olmanız gerekmektedir. Böbrek içerisinde ancak hiç belirti vermeyen taşlar sinsi bir şekilde büyüyebilir, böbreğin çalışmasını ve/veya dokusunu bozarak uzun dönemde böbrek kaybı ve/veya böbrek kanseri gibi ciddi hastalıklara yol açabilir.

Ancak ileri yaşta, ciddi metabolik ve kalp bozukluğu olan kişiler, kan sulandırıcı ilaç kullanımı olduğu durumlarda eğer taş mevcut durumuyla herhangi bir bozukluğa neden olmuyorsa tavsiyem periodik takiplerle taşı kontrol altında tutmaktır.

Yaşadığımız yer böbrekte taş oluşunu etkiliyormuş, doğru mu?

Evet. Ancak böbrekte taş oluşturan pek çok neden vardır. Bu nedenlerden bir tanesi de coğrafi yerin özelliğidir. Böbrek taşları sıcak iklim kuşağında bulunan bölgelerde daha sık görülmektedir. Ülkemiz için örnek verirsek ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerine göre daha sık görülmektedir.

Yediğimiz yemeklerin böbrekte taş oluşturmaya etkisi var mıdır?

Evet. Özellikle böbrek taşı saptanan kişilerde taşın cinsine göre diyet tedavisi ile tekrarlaması önlenebilmektedir. Bazı taş cinslerinde ise ilaç tedavisi eklenerek taşların oluşması hatta küçülebilmesi(eritilmesi) mümkün olabilmektedir.

Taş Oluşumunu engellemek amacıyla ne tür bir diyet uygulamalıyım?

Bunun için öncelikle kişinin taş cinsini saptamakta yarar vardır. Ancak genel beslenme önerileri öncelikle bol miktarda su içmek, dengeli bir beslenme, mümkün olduğunca tuz ve kırmızı et alımının azaltılmasıdır. Kişiye eşlik eden şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, metabolik sendrom vb metabolik hastalıkların kontrol altına alınması da taş riskini azaltmaktadır. Genel beslenme tavsiyelerinin yanı sıra diyetisyen kontrolünde kişisel diyet tedavilerinin uygulanmasını önermekteyim.

Ailemde böbrek taş hastası varsa bende de olacak demek midir?

Mutlaka oluşacak demek değildir ancak ailesinde böbrek taşı saptanan kişilerde saptanmayan kişilere göre 3 kat daha fazla taş oluşma olasılığı vardır. Dolayısıyla ailenizde özellikle 1. Derece akrabalarda taş varsa yakınmanız olmasa bile taş açısından kontrol yaptırmakta fayda vardır.

Doktorum bundan sonra  bol miktarda su içmemi önerdi; bol miktarda su miktarı ne olmalıdır?

Yeni taş oluşumu önlemenin ve aynı zamanda kırılan taş parçalarının dökülmesi için günlük sıvı alımı en az 3lt olmasını önermekteyim. Aslında burada önemli olan içtiğiniz sudan daha önemli olan çıkardığımız su-yani idrar-miktarıdır. Yeni taş oluşumunu engellemek ve parçaların rahat dökülmesini kolaylaştırmak için günlük 2-2.5lt idrar çıkarmak yararlı olacaktır.

Taş cinsimin kalsiyum olduğu saptandı. Ne şekilde beslenmeliyim? Kalsiyum içeren besinleri yememeli miyim?

Eğer kalsiyum taşınız varsa önerim besinlerle tuz ve sodyum alımını mümkün olduğu kadar azaltılamasıdır. Fazla miktarda tuz alımı idrara fazla miktarda kalsiyum atılmasına neden olmakta bu da yeni taş gelişimine zemin hazırlamaktadır.

Besinlerle kalsiyum alımının ileri derecede kısıtlaması gerekmemektedir. Uzun süreli düşük kalsiyum içerikli beslenmenin kemik kütlesini azaltma, osteoporoz gibi etkileri yanında kalsiyum taş oluşunu arttırdığı da son zamanlarda yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Vitamin tabletlerinin yararı veya zararı var mıdır?

Taş hastalığıolanlarda B vitamini kullanmanın zararlı değil hatta bazı durumlarda yararı vardır. Ancak içeriğinde C vitamini, D vitamini ve kalsiyum içeren tabletleri doktor kontrolünde kullanmak gerekmektedir.

ESWL Ne Demektir?

İdrar yollarındaki taşları kırmak için kullandığımız bir terim olan ESWL Extracorporeal Shockwave Lithotripsy kelimelerinin başharflerinden oluşan İngilizce-latince karışımı bir kelimedir:

Extracorporeal: Vücut dışından
Shockwave: Basınç dalgaları
Lithotripsy: Litho kelimesi Latince taş; tripsy ise parçalamak anlamına gelmektedir.
Yani ESWL, böbrek ve üreterdeki taşların ameliyatsız, yüksek enerji dalgalarıyla kırılma işlemidir.

ESWL Ne Zaman Gereklidir?

Böbrek ve üreterde kendiliğinden düşmesi mümkün olmayan (4mm den büyük) taşların tedavisi için ESWL uygundur. Belli bir büyüklüğe kadar olan taşlarda (yaklaşık 2.5cm) en iyi sonuçları vermektedir.

ESWL Kimlerde Uygun Değildir?

Gebelik, kanama ve pıhtılaşma bozukluğu olan hastalar, ileri derecede ortopedik bozukluğu olanlar, ileri derecede kilolu hastalar ESWL tedavisi için çok uygun değildir. Kalp kapak değişimi yapılan hastalar, kardiyak pacemaker (pil) bulunanlar ve yüksek dozda kan sulandırıcı ilaç kullananlarda kardioloji ile tedaviye beraber karar verilmektedir.

ESWL Sırasında Ağrı Duyacak mıyım?

Böbrek Taş kırma (ESWL) seansı öncesinde hastalarımızın ağrı duymaması amacıyla ilaç uygulanmaktadır. Ancak buna rağmen kişinin vücut yapısı, taşın bulunduğu yer veya kişinin ağrı eşiğine bağlı olarak rahatsız edici ağrı olabilmektedir. Merkezimizde amaç tüm hastaların konforlu ve korkusuz bir şekilde tedavilerini tamamlamalarıdır; bu yüzden bu gibi durumlarda hastalar seansı tamamen ağrısız geçirecek şekilde randevulandırılır. Bu şekilde tamamen ağrısız taş kırma tedavisi mümkün olmaktadır. Bu yöntem ile kırılması uzun zaman alabilen ve tekrar ESWL seansları gerektiren büyük taşlar daha kısa sürede ve ağrı olmadan kırılabilmektedir.

ESWL Seansından Sonra Ne Yapmalıyım?

Taşlarınız ESWL tedavisi sonucu kırıldıktan sonra yaklaşık 5-7 gün sonra kontrole gelmeniz gerekmektedir. Bu süre içerisinde taşlarınızın dökülmesi beklenmektedir. Bir sonraki kontrolde kırılan taşınızın ne kadar döküldüğü kontrol edilecek ve gerekirse tekrar ESWL seansı uygulanacaktır. Seans sonrası hastalarımızdan isteğimiz doktor önerisi doğrultusunda bol sıvı almaları, bol egzersiz yapmalarıdır. Ayrıca sıcak uygulaması(banyo, hamam vs) da pratikte taş dökmeyi artırdığını tespit ettiğimiz uygulamalardır.

Birkaç kez taş kırma amacıyla amacıyla makineye girdim ancak taşımda hiç kırılma ve dökülme olmadı, ne yapmalıyım?

ESWL de taşın kırılması ve dökülmesi iki farklı olaydır. Eğer ESWL cihazının kalibrasyonları düzgün ve hasta seans sırasında rahat bir şekilde duruyorsa taşa gönderilecek dalgalar taşın kırılması için yeterli olmaktadır. Ancak burada taşın temizlenmesini engelleyen bazı faktörler bulunmaktadır:

Özellikle idrar yolundaki taş eğer uzun süre aynı yerde takılıp kaldı ise ESWL seansları sonrası hareketlenemeyebilmektedir. Burada taş ile çevresindeki doku arasında bir reaksiyon oluşmakta ve taş parçaları aşağıya doru atılamayabilmektedir. Bu durum hastaya ameliyat yapılsa da ciddi problem ve komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Bu durumda Merkezimizde ufak bir müdahale ile taş bulunduğu yerden daha yukarı konumlandırılmakta ve aynı anda ESWL yapılarak temizlenebilmektedir. Bu şekilde yolda takılıp kalan ve ameliyat gerektiren taşlar da ameliyatsız temizlenebilmektedir.

  1. Taşınız böbreğin içerisinde bulunan havuzcuklardan birinde ise ve bu havuzcuğu böbreğin çıkışındaki ana havuza birleştiren kanal tıkalı ise taş kırılsa bile dökülme olmayabilir. Bu gibi durumda taşın büyüklüğüne göre herhangi bir girişim gerekip gerekmediği kararı verilmektedir.
  2. Taşınız idrar yolunu tamamen veya büyük ölçüde tıkamış ve buna bağlı olarak böbreğin çalışması ve itici gücü azalmışsa yine ESWL sonrasında dökülme yavaş olabilir. Bu durumu gidermek  için yaptığımız işlem seans öncesinde taşı biraz daha geride (böbreğe yakın) konumlandırarak idrar yolunu açmak ve aynı anda ESWL uygulayarak taşın tamamen kırılmasını sağlamaktır. Bu sayede tıkanıklık nedeniyle acil ameliyat veya kateter yerleştirme gibi girişimlerin gerekliliğini ortadan kaldırmak mümkün olmaktadır.
  3. Son zamanlarda idrar yolundaki ufak taş parçalarını dökmek amacıyla yeni ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Taş parçaları küçük ve yer olarak uygun ise bazı ilaçlar kullanılarak bunların dökülmesini sağlamak mümkün olmaktadır.

Böbrek Taşları İçin Diğer Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Bazı durumlarda taşları ilaç tedavisi ile küçültmek ve yeni taşların oluşumunu engellemek mümkün olmaktadır. Taş hastalığı ile ilgili olarak son yapılan çalışmalarda taşların metabolik olarak değerlendirilmesi ön plana çıkmış ve taşın cinsine bağlı olarak ilaç tedavileri ile taşları eritmek ve yeni oluşumları engellemenin olabileceği gösterilmiştir. Bu amaçla öncelikle kişinin detaylı bir metabolik değerlendirilmesi yapılmalı ve taşı oluşturan faktörler tespit edilmelidir.
ESWL sonrası temizlenemeyen taşlarda veya çok büyük (bütün böbreği dolduran) taşlarda ameliyat gerekmektedir:

Üreteroskopi-Felksibl Üreteroskopi: İdrar kanalındaki ve hatta böbreğin içerisindeki bazı taşlara idrar yolundan girilerek lazer kullanılarak  kırılabilmesi mümkün olmaktadır.

Perkutan Nefrolitotripsi(PCNL): Bu yöntemle taşın olduğu taraftaki lomber bölgeden ufak bir insizyon ile endoskop böbreğe yerleştirilmekte ve böbrek içi görüntülenerek taşlar kırılmakta ve temizlenmektedir. Bu yöntem özellikle çok büyük (3cm den büyük) böbrek taşlarının tedavisi için tercih edilmektedir.

Açık Cerrahi: Çok daha az sıklıkla tamamen böbreği dolduran ağır taş hastalığında açık yöntem ile ameliyatla böbrek taşları temizlenebilmektedir.

Ameliyat sonrası kalabilecek taş parçalarına da ESWL yapılabilmektedir.

 

 
HAKKIMIZDA
TIBBİ KADROMUZ
TİRAN TAŞ KIRMA MERKEZİ
MERKEZİMİZ
            © 1996-2008 Damla Sağlık Hizmetleri. All rights reserved.
            Bu sitenin arama optimizasyon ve tanıtım çalışmaları TANITIMCI.NET tarafından yapılmaktadır.
 Site Creations & Technology BTS Digital Solutions.